8 Eylül 2009 Salı

Yıldızlarla Uyumak




"Bir tarafını basıp artık şu evinde otur da bir iki birşey yaz, biz de okuyalım..." diyenlerin sayısı günden güne artıyor. Koca kış zaten evde geçeceği için -soğuğu hiç ama hiç sevmediğimden hiçbir yere gidesim gelmez- ben de kışın karanlık yüzünü yavaş yavaş göstermeye başladığı şu son günlerde her güneşli ve sıcak günü sonuna kadar değerlendirmek istiyorum. Yaz ne kadar çabuk geçiyor yaaa? İki gündür bir yağmur, bir yağmur... Karanlık, kasvetli bir hava... Gerçi bu havalarda evde oturup sıcak bir şeyler içerek yağmurlu hava şarkılarını dinlemek kadar güzel bir şey yok ama gene de hani hep yaz olsa şikayet etmem. Yazın daha bir enerjik, sağlıklı ve güzel hissediyor insan kendini...

İki hafta önce şuradaydım:


Burası bize bir buçuk saat uzaklıktaki Saros Körfezi. Su altı akıntılarının fazla olması, büyük yerleşimin ve sanayileşmenin olmaması sebebiyle bölgenin en temiz yerlerinden biri ve şöyle bir iddia var ki, dünya üzerinde kendi kendini temizleyen üç denizden biriymişşş... Su altı zenginlikleri açısından da oldukça elverişli olan bu bölge, amatör olsun profesyonel olsun bir çok insanın dalış amaçlı burada toplanmasını sağlıyor ki birlikte gittiğimiz kuzenim ve yakın arkadaşlarımız suyun alt kısmıyla ilgilenirlerken ben de üstte bol bol güneşinden istifade ettim. Suyundan diyemiyorum çünkü ayaklarımdan yüreğime çivilenen bir soğuğu vardı o hafta sonu...



Tabii ki oraya gelen herkes gibi biz de çadırda kaldık. Karavanlarıyla gelenler de vardı ama azdı... İlk geceyi saymazsak her şey çok güzeldi. İlk gece müthiş bir rüzgar vardı. Pat pat pat çadırdan çıkan sesler, birazdan çadırın çivilerinden kurtularak denize savrulup uçacağımız düşüncesi, azıcık soğuk ilk gece gözümü bile kırpmamama neden oldu ki ben uyku setimizi götürdüm ve bir çadırda iki şişme yatağı paylaşarak yedi kişi yattık ama çadırımız oradaki en büyük çadırdı. Neyse sabaha karşı dinen rüzgarla uyumasam da biraz rahatladım. En güzeli ise yıldızların altında uyumaktı... İki gece uykuya dalmadan önce gördüğüm son şey yıldızlardı... O kadar çok, o kadar parlaklar ki gözünüzü kapattıktan sonra bile hep sizinle birlikteler... Şehrin ışıklarından asla bu kadar çok farkına varamadığımız yıldızlar -orada sadece onların ışığı vardı-, dalgaların sesi, uzakta bir iki balıkçı teknesi, ağlar ve yavaş yavaş bastıran bir uyku... Kendisinden çok özür diliyorum; Garou'yu bile dinleyemedim ama takdir edersiniz ki her zaman bu görüntü ve seslerle uyuyamıyoruz değil mi?




Güzel bir hafta sonu oldu. Kanoyla gezdik, organik domates ve biberler yedik hatta biberleri Saros'a giderken bizzat kendimiz topladık ve parasını verip satın aldık. Bir daha gider miyim? Kesinlikle evet ama bu defa Arda'sız çünkü ortak kullanıma açık tek bir tuvalet olduğundan ve önünde de kuyruklar oluştuğundan, benim özellikle bu konuda çok fazla hassas olan oğlumun doğaya karışmayı da şiddetle reddedişinden dolayı problemler yaşadık. "Bak Arda," dedik "bu gibi durumlarda ya doğaya karışacaksın ya da evde kalacaksın!" "Evde kalacağım!" diyerek seçimini de yaptı zaten.

  





Bu hafta sonu tatilini en çok Berkay için istemiştim. Nedenine gelince Saros'dan döndükten iki gün sonra oğlum sünnet oldu. Öncesinde iyi bir moral takviyesi, psikolojik olarak onu bu işe hazırlama, heyecanını azaltma ve endişelerini giderme açısından da güzel ve değişik bir ortam oldu. Bunu ayrıca başka bir gönderimde detaylı anlatacağım.

Sonuçta hafif bronza dönmüş tenimizle, teorik olarak biraz öğrenip cebimize koyduğumuz dalış bilgileri ve terimleriyle ama en çok da bir çadır kültürüyle evimize döndük. Mutluyduk...

ChaotiC


12 yorum:

Afet-i Devran dedi ki...

Yıldızlarla uyumanın güzelliğini -sivrisinek olmadığı sürece-bilirim. Saroz'un suyu bambaşka, insana dinçlik veren bi' soğukluğu var.Ayrıca Küçük Bey'e de geçmiş olsun! :)

Sokak Kedisi dedi ki...

Ne güzel bir kaçamak olmuş, çok hoşuma gitti okumak :)

Şehrin kalabalığından bunaldıkca sırtımıza çantaları ve çadırı vurup çıkarız 2-3 gecelik kamplara.

Bizde amaç bedenimiz ve doğayla başbaşa kalmak ve fazlasıyla doğaya karışmak olur :))

Rüzgar çadırı eğer büker, yaban hayvanları gelip eşeler dışarıda kalan eşyaları ve çadırı tırmalar sıklıkla.

Değil şişme yatak sadece uyku tulumlarını sığdıracak yer vardır çantada, kamp ateşine gömecek patates ve soğan bile 60lt. lik çantaya sığmaz kolay kolay :)

Odun bul, ateş yak, kuru kal, doğaya doy derken geçer gider kısacık 2-3 gün ve boynumuzu büküp döneriz şehrin orta yerine aynı koşturma ve mekanik hayata :(

Henüz hiç oğlumuzu dahil edemedik bu paylaşıma ama sizden cesaret aldım seneye ilkbaharda mutlaka onu da alacağım yedeğime :))

Sevgiler,

Tibet'in annesi dedi ki...

Keyifli bir gezi olmuş belli ki...
Yıldızların altında uyumak heleki...
Ahh, ahhh... doğru düzgün tatil yapamadan bitiverdi yaz! :(

CHAOTIC dedi ki...

@Afet-i Devran; doğru diyorsun suyu müthiş temiz ve berrak. Bir an için tuzlu olduğunu unutup kana kana içmek istiyorsun. O derece yani... :) Geçmiş olsun dileklerin için ayrıca teşekkür ederim. Çok şükür geçti. :)

@Sokak Kedisi; teşekkür ederim. Bu tarz kaçamaklar her ne kadar konfordan ve her türlü lüksten uzak olsa da ayrı bir güzelliğe ve tada sahip. Uzun süreli belki bezdirici olabilir; özellikle çocuklarla :) Fakat sık sık yapılsa ben buna da alışacaklarına eminim. Bizim ilk tecrübemizdi. Doğayı ve şartlarını yakından tanımak, tecrübe etmek, çadırda yatıp kalkmak, ateş yakmak onlar için de büyük bir heyecan ve değişiklik oluyor. Bir de en güzeli evde sürekli ondan-bundan şikayet eden çocuklar döndükten sonra kuzu gibi oluyorlar. Eve döndüğümüz ilk gece Arda'nın yastık ve yorganına sarılıp tebessüm içinde bir uyuyuşu vardı ki görmeliydin. :D En basitinden evdeki klozet bile şimdi onun için altın değerinde :)) Senin oğlun kaç yaşında?
Sevgilerimle...

@Tibet'in annesi; her güzel şey gibi yaz da çabucak geçiverdi değil mi? Murathan Mungan da diyor ya;

"yazın bittiği her yerde söylenir
söylenmeyen şeyler kalır geriye

ve sonra hiç bir şey olmamış gibi
ağır, usul bir hazırlık başlar
uykuya benzer yeni bir mevsime..."

Yaz bitti :(

Aylin Zeynep dedi ki...

Keyifli ve huzur dolu olduğu belli kelimelerden,ne güzel yaşamışsınız günlerinizi dolu dolu,paşaya da geçmiş olsun:)Sevgiler Chaotic...

denizanasi dedi ki...

burayı ben de çok seviyorum. 2 sene önce güneyli tarafında kalmıştık 1 ay kadar. nefisti o su..

CHAOTIC dedi ki...

@Aylin Zeynep; çok teşekkür ederim. Seni de özlemiştik hani... ;) :) Umarım keyfin yerindedir. Sevgilerimle...

@denizanasi; haklısın su müthiş. Bir ay iyi kalmışsınız. Keşke bizim de daha fazla zamanımız olabilseydi. :( Sevgilerimle... :)

Travis dedi ki...

2 hafta önce ben de şuradaydım.. ( ) bi şoy burda deyip boşuna bakmayın..bi yere gitmedim.. o kısım boş

Afet-i Devran dedi ki...

http://civildiyorum.blogspot.com/2009/09/mim-odul.html buyrun bende bir ödülünüz var, sevgiler... :)

ZehirliÖrümcek dedi ki...

Oh maşallah ne güzel. Biz hala gidemedik kafamızı boşaltamadık bakalım seneye artık. Hadi şimdi işlere dön bakalım yaz artık :)

CHAOTIC dedi ki...

@ZehirliÖrümcek; tamam patron :D ;)

şirinem dedi ki...

oh ne güzel okudukça içim açıldı karamsarlığım azaldı çokta güzel bir haftasonu gezisi olmuş canım Allah içinize sindirsin :)