13 Ağustos 2010 Cuma

İki Taş Arasında

Evet iftarı beklerken (bir gün bir arkadaşımdan duyduğum tabirle) iki taş arasında yazıyorum. "İki taş arasında hemen bir kek çırpıp atıverdim fırına..." demişti. Hoşuma gitmişti. Şu an yazıyor olmak da hoşuma gitti. Nedense son zamanlarda içimden hiç yazmak gelmiyordu. Yazmaya uzun bir ara verince böyle oluyor sanırım. Facebook'taki notlarımı, eski yazılarımı okuyunca birden yeniden yazmak istedim. Biraz serzenişte bulunacağım sanırım.

Efendim nedir bu insanların birbirini çekememesi, bunu hastalık derecesine vardırıp çekemedikleri, kıskandıkları insanlara saldırmaları. Çok ayıp, gerçekten hiç yakışık almıyor. Dijital dünyada bile can sıkıyor bunlar... Okuduklarıma inanamıyorum.

Nedir yani bu, bir insanın kendisiyle barışık olmaması sonucunda başka insanları okuyup okuyup kıskanan, nihayet fırsatını bulunca da saldıran okur tepkileri... Aman Allah'ım inanamıyorum! Sanırım yemeyip, içmeyip acaba nereden, nasıl bir açığını yakalarız da saldırırız diye pusuda bekliyorlar. 

Bir gün birisi çıktı ya, "neden olmasını istediğiniz hayatı yaşıyormuş gibi gösteriyorsunuz?" diye... Hayır, ben adımı saklamıyorum, sanımı saklamıyorum, kim olduğum, kimle evli olduğum, nerede, nasıl yaşadığım belli... Hayali bir dünya kuran, sonra onu oturup anlatan biri bunu gerçek kimliğiyle yapıyorsa bu aptallıktan başka bir şey değildir. Blogumu ailem dahil aşağı-yukarı beni tanıyan herkes takip ediyor. Neyse efendim, sonra header'ımda bol bol kendi fotoğraflarımı kullanıyordum, ondan da vazgeçtim. Epeydir "ben"siz görsellerle elde edilmiş headerlar tercih ediyorum. Gerek yok oruçlu oruçlu bir de ben germeyeyim arkadaşları, gerilmeyeyim.

Ben; evli, iki çocuk annesi, kendisini geliştirmek, okumak, yazmak, topluma, insanlığa, ülkesine faydalı olmak yerine sabahtan akşama kadar evde oturup, bir yandan fasülye ayıklarken diğer yandan da ağzı açık kadın programları izleyen (Müge Anlı'yı çok severim), kocasının eve gelmesine yakın arayıp, "gelirken iki ekmekle, karpuz al herüf" diyen, koca parası yiyen sıradan bir ev kadınıyım.

Sevgili ruh hastaları isimsiz bay ve bağyanlarrr, lütfen benden ve bu blogtan uzak durun çünkü dediğim gibi size bu kapıdan ekmek çıkmaz. Hadi benim canlarımmm. =)

6 yorum:

Su... dedi ki...

Nİ ZAMAN GELDİN JUDİ SEN YAA:)

CHAOTIC dedi ki...

E oldu be epey... (: Özlemişim. =]

Su dedi ki...

Kendini dinlemeyi mi?

Bende öylee takılıyorum işte:)

Bazen diyorum kim bkıyoo bloğuma, olsun diyorum sonra kendim bakıyorum yaa.

Allahtan şu yazma işini senaristliğe kadar götürdüm de, yalandan da olsa bir şeye sap olmaya çalışıyorum '' o yüzden yazıyorum'' diyorum insanlara:)

CHAOTIC dedi ki...

Yazmayı çok seviyorum fakat zaman zaman mecburi molalar vermek zorunda kalıyorum. İyi de geliyor. Üstelik yazmak bir görev değil benim için, bu blog adına bir sorumluluk hissetmiyorum Su. Yazmak benim için bir ihtiyaç ve ihtiyaç duyduğum zamanlarda da bunu yapıyorum. Senin de dediğin gibi kimse için değil öncelikle kendim için yazıyorum. Paylaşmayı sevdiğim için yazıyorum. Kim ne düşünürse, ne derse desin beni tanıyıp bilenlerin, anlayanların yanında onların esamesi bile okunmaz.
Sevgilerimi yolluyorum sana. Ne iyi ettin de geldin. :)

Su dedi ki...

:)

ben gelirim ara ara, sen benim ilk blogcu arkidişimsin nasıl olarda unuturm:)

Tan dedi ki...

bazen böyle olunca işte susup çekilmek iyi geliyor ablacım:)