Hayır, böyle olmadı. Hayrolmadı. Yaşananların hepsi gerçekti. Kadın üşüyordu. Korku muydu, buz gibi gerçek miydi onu üşüten yoksa çırılçıplak bedeninin üzerine sadece iki-üç yerden çıt çıtlayarak geçirdikleri, yeşilin en sevmediği tonundan ameliyat önlüğü mü?
En son hatırladığı, burnuna dayanan siyah bir maske ve arkasından, "şimdi derin derin nefes alın" komutu idi... Yattığı yerden her zaman canavar gözlerine benzettiği ve tepeden kendisini acımasızca seyretmekte olan spot lambalarına bakarken herhalde üçüncü nefesinde gitmişti...
Uyandığında, "üşüyorum" dedi kadın. Üzerine bir battaniye örttüler. Ağzından çıkan ilk kelimenin bu olduğunu sanıyordu; "üşüyorum". Oysa sedye ile ameliyathaneden odasına getirilene kadar gördüğü herkese, "ben bir rüya gördüm..." dediğini öğrendi. Yan odada yatan kadın, bir süre sonra odasına gelmiş ve rüyasında ne gördüğünü sormuştu. Odasına alınırken, kendi odasının kapısında dikilen o kadına da aynı şeyi söylemişti çünkü; "ben bir rüya gördüm..." Gözleri dolu dolu, "rüya değilmiş" dedi kadın, "anlatacak bir şey yok, gördüklerim sizin de gördükleriniz..."
Elini karnına koydu. Bir boşluk hissetti. Üşüyordu kadın, durmadan üşüyordu. Korku yoktu artık... Buz gibi gerçek miydi onu üşüten, çırılçıplak bedeninin üzerine sadece iki-üç yerden çıt çıtlayarak geçirdikleri, yeşilin en sevmediği tonundan ameliyat önlüğü mü, sökülüp gitmiş bir canın boşluğu mu yoksa sürekli yeni doğan ünitesinden gelen ardı arkası kesilmeyen bebek çığlıkları mı?
Bir başkasınınki, poposuna yediği şaplakla dünyaya ilk acı dolu çığlığını atarken onunki de aynı koridorda sessiz sedasız, kıpkırmızı sökülüp gitmişti...
Onunla birlikte eriyip akan yüreğini tekrar yerine koyabilecekler miydi?

En son hatırladığı, burnuna dayanan siyah bir maske ve arkasından, "şimdi derin derin nefes alın" komutu idi... Yattığı yerden her zaman canavar gözlerine benzettiği ve tepeden kendisini acımasızca seyretmekte olan spot lambalarına bakarken herhalde üçüncü nefesinde gitmişti...
Uyandığında, "üşüyorum" dedi kadın. Üzerine bir battaniye örttüler. Ağzından çıkan ilk kelimenin bu olduğunu sanıyordu; "üşüyorum". Oysa sedye ile ameliyathaneden odasına getirilene kadar gördüğü herkese, "ben bir rüya gördüm..." dediğini öğrendi. Yan odada yatan kadın, bir süre sonra odasına gelmiş ve rüyasında ne gördüğünü sormuştu. Odasına alınırken, kendi odasının kapısında dikilen o kadına da aynı şeyi söylemişti çünkü; "ben bir rüya gördüm..." Gözleri dolu dolu, "rüya değilmiş" dedi kadın, "anlatacak bir şey yok, gördüklerim sizin de gördükleriniz..."
Elini karnına koydu. Bir boşluk hissetti. Üşüyordu kadın, durmadan üşüyordu. Korku yoktu artık... Buz gibi gerçek miydi onu üşüten, çırılçıplak bedeninin üzerine sadece iki-üç yerden çıt çıtlayarak geçirdikleri, yeşilin en sevmediği tonundan ameliyat önlüğü mü, sökülüp gitmiş bir canın boşluğu mu yoksa sürekli yeni doğan ünitesinden gelen ardı arkası kesilmeyen bebek çığlıkları mı?
Bir başkasınınki, poposuna yediği şaplakla dünyaya ilk acı dolu çığlığını atarken onunki de aynı koridorda sessiz sedasız, kıpkırmızı sökülüp gitmişti...
Onunla birlikte eriyip akan yüreğini tekrar yerine koyabilecekler miydi?




