6 Mayıs 2008 Salı

Çocuklar Açlıktan Ölmesin!

Dün akşam gönderilerimden birine yapılan bir yorum beni hem çok sevindirdi hem de düşündürdü... Çünkü ben yorumu okuduğum esnada çocuklarım mutfakta oturmuş, sevinçle günün son öğünü olan çikolatalı mısır gevreklerini yiyorlardı... Akşam oluncaya kadar da neler yememişlerdi ki?

Şu bir gerçek ki çoğu çocuk yemek seçer; bu durum karşısında kimi anne hemen çocuğunun önüne başka alternatifler koyar, kimi anne de benim yaptığım gibi zorlayıcı olmaz ve reddettiği yemeği açlıktan gözü dönüp, büyük bir iştahla yiyeceği ana kadar sabırla bekler. Bekler ki o açlıktan gözü dönmüş bir halde yemeğini yalayıp yutarken açlığın da nasıl birşey olduğunun farkına varsın ve onun beklediği zaman zarfından çok daha fazla bir zaman, üstelik sadece bir lokma ekmek için bekleyen insanların durumunu algılayabilsin; o bir tabak yemeği yiyor olabilmesine, dünyanın şanslı tarafında doğan çocuklardan biri olabildiğine şükretsin.

Maalesef hiç kimse eşit hak ve imkanlarla doğmuyor. Bir kısım çocuk evde pişirilen yemeği beğenmediği için Burger King, McDonald's gibi yerlerde çeşitli alternatiflerle hem karnını doyurup, hem de oyuncağıyla oynarken bir kısım çocuk da bir lokma ekmek bulamadığı için gözlerini hayata kapatıyor. Dünyada her 3 saniyede 1 insan açlıktan ölüyor ve ölenlerin büyük çoğunluğu çocuk...

Sözün özü gelen yorumun akabinde "Birleşmiş Milletlerin Açlık Sitesine Gir Ve Bir Çocuğun Karnını Da Sen Doyur!" türünde bir mesaj görünce öncelikle insan, sonra anne tarafım kayıtsız kalamadı bu çağrıya...

Üstelik yapılacak işlem gayet basit: Şu siteye giriyorsunuz ve karşınıza çıkan sayfanın sağ üst köşesinde gördüğünüz üzerinde "click here to give- it's free" yazan butona tıklıyorsunuz. Böylece tamamen ücretsiz bir yiyecek bağışında bulunmuş oluyorsunuz. Yiyeceğin parası logolarını görmenizle reklamlarını yapan sponsorlar tarafından ödeniyor. Her gün internette çoğu da gereksiz bir sürü şeye tıklayarak saatler harcıyoruz. Lütfen onların arasında her gün bir tık da bu siteye ayırın ve bir çocuğun daha açlıktan ölmesine izin vermeyin. Günde sadece bir bağışta bulunabiliyorsunuz...

İnternet sayfalarında ve gelen maillerde içim parçalanarak, burnumun direği sızlayarak açlıktan iskelet haline dönüşmüş çocukların fotoğraflarını her gördüğümde, "ben ne yapabilirim?"i sorguladığım ve cevapsız kaldığım bütün o günlerin adına bana bu gerçeği bir kez daha hatırlatan ve yazdığı yorumla böyle bir imkandan beni haberdar eden Cem Akkılıç beye teşekkür ediyor ve bu yolda başlattığı kampanyanın daha çok kesime ulaşmasını, başarılarının daim olmasını diliyorum...



"Yoksul bir çocuk görsem

yağmur altında üşüyen

köprü olmak geçer

hiç değilse

içimden"

SUNAY AKIN

2 yorum:

Cevval Portakal: dedi ki...

Evet o siteye ben de daha önce girmiştim, tek temennim yardımların yerine ulaşması.
Bu arada çocuklara sevmedikleri yemekleri yedirmek için çorbaya karıştırma yöntemi var, kendimden biliyorum. Yıllarca kerevizi, pırasayı blenderdan geçirip çorba içinde içirmişler bana, 17 yaşımda haberim olmuştu.

Cem Akkilic dedi ki...

Bir tıklamayı çok gören yobaz ve Deniz feneri

Yaklaşık altı ay önce bir kampanya başlatmıştım. Çoğunluğu Afrika’da olan aç insanlara yardım kampanyasıydı bu.Birleşmiş Milletler örgütünün internet aracılığıyla düzenlediği ve günde sadece bir defa tıklamayla destek verilebilen bir organizasyonu duyurup,yaymaya çalıştığım için bir dinci yobaz tarafından İncil dağıtmakla şuçlanmıştım.O, kendinden başka hiçbir canlıyı düşünmeyen tarikatçı, BM nin bu çabasını ‘’gavurlar önce öldürdüler şimdi yardım ediyorlar’’diyerek,çağdışı kafasıyla yerden yere vurmaya kalkışmıştı.Bununla kalmayıp sözde yardım kuruluşu olan Deniz fenerine niçin destek olmadığımı da yazmıştı.Binlerce internet kullanıcısının ve site sahiplerinin yoğun ilgisiyle karşılaşan AÇLIK KAMPANYAM,bu aklı ve yüreği kıt zatımuhterem tarafından Misyonerlik merakı olarak şuçlanmıştı.(Yazımın sonunda ilgili konunun linkini verdim,okuyabilirsiniz)

Dün Almanya’dan gelen haberleri hepimiz duyduk. Deniz fenerinin ‘’nasıl bir yapıda olduğu’’ ortaya çıkmış oldu. Özellikle Müslümanların kutsal ayı Ramazanda insanları dolandıran,din ve fakirler adına yardım parası toplayıp o topladıkları milyon dolarlarla sefa peşinde koşan bizim dinci borazancıların üst düzey elemanları gözaltına alındılar.Kendi televizyonları kanal 7’de yoksul aileleri reklam malzemesi yapıp bir tencere çorba ve bulgurla kandırıp,saatlerce çekim yaparak halkın acıma duygularını sömüren ve karşılığında yardım bahanesiyle para toplayan Fenerciler,şimdi işledikleri şuçların hesabını veriyorlar. Bakalım bu uluslararası dolandırıcılık şebekesinin altından daha neler dökülecek.'' Türkiye bize güveniyor '' sloganıyla Allah adına para toplayan örgütün kasasından acaba ne yolsuzluklar,hırsızlıklar çıkacak?

O yobaz,şimdi kalkıp diyecek ki '’yargı süreci tamamlanmadan kimseyi şuçlama ey misyonerlik meraklısı Cem Akkılıç’’. Sanki kendisi Ergenekon davası sonuçlanmadan iki emekli orgeneralimizi terörist ilan etmemiş gibi ve gazeteci İlhan Selçuk’u terör örgütü reisi yapmamış gibi hiç utanmadan, sıkılmadan söyleyecek bütün bunları.Ve bu şarlatan, gerici kafasıyla her gün bir tıklama yapmak ve aç çocuklara yardım etmek yerine,ağzından salyalarını çember sakallarına akıta akıta din bezirgancılığına devam edecek…

Cem Akkılıç
4 Eylül 2008

http://cemologyonuncukoy.blogspot.com/2008/09/bir-tklamay-ok-gren-yobaz-ve-deniz.html