17 Temmuz 2008 Perşembe

Ulu Orta Yazanlar ( Ve Bir Reklam)

İki gün önce Türk Blog Yazarları'ndaki sayfamı ziyaret ettiğimde, minik oğlum Arda için bırakılmış bir yorumu okuduktan sonra her zaman yaptığım gibi yorum bırakan kişinin blogunu ziyaret ettim. Kemal's Blog adından da anlaşılacağı gibi Kemal'e ait, şimdilik sadece kankası İbrahim ile paylaştığı, kendisinin tabiriyle, her telden azıcık kişisel bir blog. =)

İnternet, teknoloji, sinema-tv dünyasından tutun da site tanıtımlarına, müziğe ve spora da yer veren, gerçekten her telden çalan fakat kaliteli çalan bir blog. "Çalmak" kelimesi burada farklı algılanmasın; =) çünkü kategorilerin hepsinde yazarının emeği, alın teri ve araştırmacı ruhu var. Hepsini kendi yorumuyla anlatmış, tanıtmış... Keza "zırvalamalar" başlığı altında okuma fırsatı bulduğum, azıcık kişisel birkaç yazısını da ben çok içten buldum.

Okuduğum zaman samimiyetini hissettiğim ve "Gerçekten bu kişi, bu... Ruhunun renklerini aynen yazılarına yansıtıyor" dediğim, yapaylıktan uzak, kendini gösterme ve övme kaygısı taşımadan aklına geldiği gibi, ulu orta yazan -bir de böyle godsyndrome var- kişileri aileden birisiymişçesine benimsiyorum. Zaten Kemal'in blogundaki hakkında kısmını okursanız beni daha iyi anlarsınız.

Takip ettiğim bloglara bakarsanız tabii ki hepsinde bu özellikleri görürsünüz. Yapay olan hiçbir şeye tenezzül etmeyen bir kişi olarak sırf, "körlerle sağırlar birbirlerini ağırlar" misali eklediğim, okumadığım hiç bir blog yok listemde. Demek istediğim hayatlarından kesitler sunarken bunu, o kadar doğal ve içten yapıyor ki bazı kişiler, sanki bahsettikleri yerlerde yaşıyor ve yine yazılarında bahsi geçen insanları tanıyor gibi hissediyorum kendimi. Yazarken sözcüklere yükledikleri duygular çeşitli renk, şekil ve harflerle bana geçiyorlar. Ulu orta, çekinmeksizin duygularını yazıya dökenler takdirimi kazanıyorlar. ChaotiC Bloglar benim tarafımdan takdir verilmiş bloglar zaten... :D Örneğin godsyndrome:
"Bir diğer komşum emekli, balkonda çekirdek yemeyi seviyor. Tam 20 maymun gücünde bir iştaha sahip. Bütün gün çıt, çıt sesi geliyor.
Diğeri de emekli, kaza geçirmiş ve sanırım beyninin %98ini almışlar. Bazen kapıdan ses geliyor. Kapıyı bir açıyorum, elinde anahtarla bizimki, "aaa burası sizin ev miydi?" diyor. Geceleri de gördüğü rüyaların etkisiyle bas bas bağırıyor. Biz alıştık bu duruma da misafirler gelince hoş oluyor.
Kalan komşular da ortalama 4 çocuğa sahip ama çocukları bir görün, endülüs çingeni bir anneyle, afro-amerikalı demiryolu işçisi bir babadan doğup, sulukulede lisans, harlemde yüksek lisans yapmış gibiler. Bütün gün kadınlar balkondan, "senin çocuğun bana fayişe dedi", "iyi demiş, seninki de kocama muhabbet tellalı dedi" şeklinde atışmalarla geçiyor.
Bir gün, İstanbul'u yenip, Rahmi Koç'u ikna edip Kont Ostrorog Yalısını alana kadar, yaz mevsiminden nefret etmeye devam edicem. Kış gelsin, girin evinize ne halt yerseniz yiyin."
=)))
diyerek komşularını o kadar olduğu gibi, o kadar içten kelimelerle anlatıyor ve konu hakkındaki duygularını o kadar iyi veriyor ki ben, sanki godsyndrome dahil hepsine ezelden beri aşinayım gibime geliyor.

Keza Kemal de böyle bir arkadaş işte... Lost dizisinde sevmediği Lock karakterine, "Allah Belanı Versin Lock!" diye başlık atıp,
"Adadan çıkmak istiyor bizimkiler..! Bu gidip telsizi parçalıyor! Bir insan bu kadar mı bencil olur ya!... Tamam geçmişinde kara lekeler var... Öyle ahım şahım bi hayat sürmemişin... Ama diğerlerinin suçu günahı ne be adam!....
Neyse; Zaten tencere yuvarlandı kapağını b
uldu...! Artık otur bütün Otherslarla dama oyna..!" =)))
diyerek Lock karakterine olan kızgınlığını şirin bir üslupla veriyor, verebiliyor... Ayrıca bu iki arkadaşın ortak bir özelliği var ki -bloglarındaki hatunlara bir göz atarsanız anlarsınız- güzellik anlayışları hayranlık uyandırıcı. :D

Ben nefes almak istediğim zamanlarda teneffüslerimi, üçü bir aradalarımdan -öncelikli tercihim vanilyalı- herhangi biriyle birlikte genelde yukarıda bahsettiğim ulu orta yazanların bloglarında yapıyorum. Bazı geceler gülerken -blog okuma işlerini genelde dinginlik, tek başınalık ve sessizlik adına geceleri yapıyorum- çocukları uyandıracak olmaktan korkuyorum. Çok keyifli yazılar oluyor bu tarz bloglarda...
Kemal'in, blogunda site tanıtımlarına da yer verdiğinden bahsetmiştim. Bana maille blogumu incelediğini, yazılarımı beğendiğini ve onun tabiriyle özgün ötesi bulduğunu, izin verirsem tanıtım yapmak istediğini, sonuna da sorulara cevap verme nezaketi gösterdiğim takdirde bir e-söyleşi eklemek istediğini bildirmiş. Seve seve kabul ettim.

Her sektörde olduğu gibi blog dünyasında da tanıtım çok önemli tabii ki...
Reklamın iyisi-kötüsü olmaz misali ben de devamını merak edenlere buradan REK-LAM-LAR diyorum. İyisine-kötüsüne siz karar verin artık... ;)

Sevgilerimle...

2 yorum:

godsyndrome dedi ki...

Ben size mail atıcam bu konuyla alakalı,ama yazınızı okuyanlar bu godsyndrome ne nankör herif lan insan bi teşekkür eder diye düşüneceği için evvela burdan söyleyim.Çok teşekkür ederim:)

Haykoliq dedi ki...

açıkçası kendimi biraz ezik hissettim...Ben bu kadar başarılı bir tanıtımınızı yapamadığım için kusura bakmayın =)...