22 Ekim 2009 Perşembe

Köprüden Önce Son Çıkış...



Uzun bir yolda... Bir otobüsün cam kenarında... Kafam arkaya yaslanmış, titrek sarsıntılar içinde... Yüreğimdeki sarsıntıların yanında bir hiç... Duyumsamıyorum bile... Kulağımda hayatımın fon müziği çalıyor; the second you sleep. Hayatıma eşlik ediyor. Uyuyorum, uyanıyorum o hep çalıyor. Olup olabilecek en güzel şarkılardan biri diye düşünüyorum.



Bir an önce yetişmek isteyen, bir an önce kaçmak isteyen, özleyen, terk eden, geç kaldığını düşünen,....... aceleci kırmızı bir trafiğin içinde, esas dönmek istediğim sapaktan farklı bir yöne doğru dönerken tekerlekler ve her kilometrede biraz daha uzaklaştığımı duyumsarken gözlerim sonuna kadar doluyor ama inatla tek bir damla bile inmiyor. Şarkı inanılmaz bir güç veriyor.

Köprüden önce son çıkışı kaçırmak gibi... Geri dönüşü artık mümkün olmayan bir yola girmiş gibi... Kanalizasyon deliğine yuvarlanan cepteki son kuruş gibi...

İçimden yazmak geliyor. Çantamı altüst ederek bulduğum kaleme seviniyorum. Pembe, simli, neşeli bir kalem çıkıyor; karakterine tamamen ters şeyleri yazmak üzere... Okumakta olduğum kitabın boş olan ilk ve son sayfalarını feda edecek kadar yazmak istiyorum, bunları yazıyorum; bir klavyeden soğuk, donuk, mavi bir ekrana aktaracağım şu anı düşünerek...

The second you sleep... Camdan hızla kayan görüntüler... Ağaçlar, trafiğe sıkışmış insanlar, levhalar, trafik lambaları, ışıklar, bariyerler, deniz, köprü gözüme her zamankinden farklı geliyor. Bir tabelada sebze hali yazıyor, ben onu gül bahçesi olarak algılıyorum. "Gül bahçesine gider... Dikenlere dikkat!" Düşüyorum, yüreğim kanıyor. Oysa insan hep dizlerinin üzerine düşer.




Yağmur başlıyor. En önde oturuyorum ve kocaman camların arkasında sürekli ıslanıyormuşum gibi geliyor. Cama düşen yağmur tanelerini izliyorum. Her biri, bir süre sonra dağılıp bozularak yol yol akmaya başlıyorlar. Artık camda kesik kesik çizgiler... The second you sleep... "Staaaaay..." diye bağırıyor adam kadına... Sadece kalmasını diliyor o uyurken... Oysa kadın yarın gitmiş olacak... Adamın yalvaran sesi ağlatıyor beni... Karnım düğümleniyor. Yüreğim zaten kanamalı... Beyaz gömlekli, mavi papyonlu birisi kolonya uzatıyor yüzüme eğilerek. Kolonya sevmem. Bana hep hastaneleri, hastalıkları hatırlatır. Kolonya yerine su istiyorum. Acıktığımı duyumsuyorum ama canım hiçbir şey istemiyor.

Kadın uyuyor... Adam onu izliyor... Son gece... Kadın yarın gitmiş olacak... Adam arkasında... Öylece durup gözden kayboluşunu izleyecek...

The second you sleep...


The Second You Sle...

İl sınırları içine giriyorum, sınırsızlık içinde... Sınırsız aşk, sınırsız sevgi, sınırsız özlem, sınırsız istek, sınırsız merak............ Gecenin karanlığına iniyorum... Sıcacıktım... Eve giriyorum... Gene üşümeye başlıyorum...

The second you sleep...

3 yorum:

Zeugma dedi ki...

İyi ki bulmuşsun çantanı altüst ederek o pembe simli kalemi..
Harikaydı yazdıkların, müzik, her şey..
Lütfen böyle devam et..
Sevgilerimle..

Aylin Zeynep dedi ki...

mükemmel ifade etmişsin,biraz kaçış bir tedirginlik biraz özgürlük kokusu geldi odama ve parçayla beraber yazını okumak oldukça mükemmeldi.mutlu ol...

Batuhan Doğu Alkaya dedi ki...

bu şarkıyı biliyorum =) blogumda paylaşmıştım , yazınla birlikte çok uyumlu , sanki o resimelr bize aitmiş gibi hissettiriyor =)